.: Bu gün 13.12.2018 17:28:49   .:
Giriş Sayfası Yap Favorilere Ekle Tavsiye Gonder  

 
 
 

 EĞİTİM - KÜLTÜR -FELSEFE HAKKINDA MAKALE ve YAZILAR

 

DİN BİLİMLERİ

ANASAYFA

ANTROPOLOJİ

ARKEOLOJİ

COĞRAFYA

DİN BİLİMLERİ

 » Batıda Dinler Tarihi

 » Çağdaş Dünyada Din

 » Din Felsefesi

 » Din Psikolojisi

 » Din Sosyolojisi

 » Din Tanımları

 » Din ve İnsan

 » Dindarlık ve İntihar

 » Dini Tecrübe

 » Dinler Bilimi

 » Dinler Tarihi

 » Dünya Dinleri

 

Eski Medeniyet Dinleri

 » Eski Roma Dini

 » Eski Yunan Dini

 » Etrüks Dini

 » Fenike Dini

 » Frig Dini

 » Girit Dini

 » Hititlerin Dini

 » Mu Dini 

 » Sümer Dini

 » Urartu Dini

» Eski Mısır Dini

Hıristiyan Kökenli Dinler

 » Adventistler

 » Cizvitler

 » Gnostisizm

 » Kimbangucular

 » Kuveykırlar

 » Maroniler

 » Metodistler

 » Pentakostalistler

 » Presbiteryenler

 » Süryaniler

 » Unitaryenler 

 

Kabile Dinleri

 » Ainu Dini

 » Dinka Dini

 » Maori Dini

 » Nambaların Dini

 » Şamanizm

 

Orta Doğu Dinleri

 » Dürzilik

 » Hıristiyanlık

 » İslamiyet (Alevilik)

 » İslamiyet (Sünnîlik)

 » Musevilik 

 » Sabiîlik

 » Samirîlik 

 » Zerdüştilik

 

Ortaya Yeni Çıkan Dinler

 » Bahailik

 » Kadıyanilik

 » Moonculuk

 » Mormonlar 

 » Satanizm

 » Tanrının Yolu Topluluğu

 » Uzay Dini

 » Yehova'nın Şahitleri

 

Tanrı ve Dini Reddedenler

 » Agnostisizm

 » Ateizm

 » Panenteizm

 » Panteizm

 

Taraftarı Kalmayan Dinler

 » Bogomiller

 » Druidler

 » Ebiyonitler

 » Hurufiler

 » Mani Dini

 » Paflikyanlar

 » Tapınak Şövalyeleri

 

 » Tarikat, Kült, Mezhepler 

 

Uzak Doğu Dinleri

 » Budizm

 » Hinduizm

 » Janizm

 » Konfüçyüs Dini

 » Sihizm

 » Şintoizm

 » Taoculuk 

 

 » Misyonerlik

 » Modern Dünyada Din

 » Tarihsel Bilinç

 » Toplumsal Düşünce-Din

 » Yeni Dini Haraketler

EDEBİYAT

EKONOMİ

FELSEFE

HUKUK

PSİKOLOJİ

SOSYOLOJİ

 

 

MODERN DÜNYADA DİN

Meredith B. Mcguire*

Çeviren

Dr. A.Faruk SİNANOĞLU**


Dinin önemi ve toplumsal konumu hakkındaki büyük değişiklikler geçen çeitli asırlar içerisinde batı toplumlarında ortaya çıkmıştır. Hiç gelimemiş ya da gelişmekte olan ülkeler bu değişimi yaşayamamışlardır. Modern dünyada dinin konumu farklıdıı; dinle ilgili toplumsal ve bireysel yaşam bağlantıları değişmiş durumdadır. Dini değişikliğin doğasındaki herhangi bir uygulama, toplum yapısı içerisinde diğer büyük değişikliklerin anlaşılması temeli üzerine tesis edilmelidir.

Sekülerleşme tezi, tarihi yöntemlerin anlamını ortaya çıkarmak için çoğu sosyal bilimciler tarafından kullanılan bir yorumlama paradigmasıdır. Bu telakkinin anlamı üzerinde derin anlaşmazlıklar mevcuttur. Gerçekte sekülerleşme tezi, modern dünyada ortaya çıkan durumu açıklamak için bir teşebbüstür; zira pek çok düşünür modern toplumun önceki durumundan kesin olarak farklı olduğunu düşünmektedir (Luckman, 1977:16,17). Biz, bu karşıt tezler arasında kompleks olanlardan daha ziyade, modern toplumlardaki dinin durumunu daha iyi anlayabilmek için genel sekülerleşme teorilerinin bazıları üzerinde durmakla yetineceğiz.

1- Modern Toplumlarda Dinin Konumu

Toplumsal değişimin çeşitli süreçleri dinin durumunu etkiler: Bunları kurumsal farklılık, meşrululaştırmanın yetkili esasları, akılcılaştırma ve özelleştirme şeklinde sıralayabiliriz. Toplumsal değişimin yorumlamaları, dinin yeri ve doğası içerisindeki değişiklikleri önerirler, ancak zorunlu bir şekilde düşme eğilimini ima etmezler. Onlar sadece dini değişimlerin önemli yönlerini vurgularlar.

1.1- Kurumsal Farklılık

Kurumsal farklılık, toplumda görevi ve özel fonksiyonları ile biri diğerlerinden ayrılmış olan çeşitli kurumsal alanlara işaret eder. Örneğin, dini kurumlar özel dini kurumlar içerisinde odaklaşmış olur, eğitim, politika ve ekonomi gibi diğer kurumlardan ayrılırlar. Daha basit toplumlardaki farklılaşma fikrinin geri planındaki karşıt düşünce, inançlar, değerler ve dinsel gereksinimler küresel var oluş içerisindeki davranışları doğrudan etkilerler ve din toplum içerisinde bir baştan bir başa yaygın etkisini gösterir. Çalışanlar, (işçiler) her bir çalışma gününün başlangıcında, tezgahları başında dua edebilirler, bir dini ritüel içerisinde grup içi çatışmalar söz konusu olabilir. Karmaşık toplumlarda, her bir kurumsal alan dereceli bir şekilde diğerlerinden farklılaşmıştır. Aynı şekilde karmaşık toplumlardaki iş bölümü, her biri farklı fonksiyon için uzmanlaşmış rollerle tefrik edilirler. Yüksek bir biçimde farklılaşmış toplumsal sistemlerde normlar, değerler ve dinsel uygulamalar diğer alanlar üzerinde sadece dolaylı bir nüfuza sahiptirler; örneğin ticaret, siyaset, boş zaman aktiviteleri, eğitim ve diğerleri gibi (Parsons, 1971:101). Bununla birlikte, din, her bir toplumsal alan içerisinde aktif rol alan insanların tutum ve davranışlarına, kişisel bir biçimde başvurdukları değerlere, özel dini kurumlardan, örneğin kiliseden daha fazla nüfuz eder .

Bazı teorisyenler, dini nüfuzun azalmasının delili olarak farklılaşmaya işaret ederler, onlar, dini gerçekliklerin toplumun her tarafına yayılamadığını, dini kurumların diğer kurumsal alanların üzerindeki azalan kontrolünü dinin yasama yeteneğinin ve azalan gücünün delili olarak yorumlamaktadırlar. Toplumsal değerlerden sapma ve sosyal kontrol deneyimi üzerindeki baskısının azalması özellikle önemlidir (Wilson,1976:42). Orta çağ boyunca, kiliseler hem formal (e.g.,church courts), hem informal önlemlerle (e.g.,confession or communitı ostracism) sosyal kontrol uygulamalarında sapkın davranışı sınırlandırmışlar, kanuni takipte bulunmuşlardır. Bunun aksine çoğu modern toplumlar, böyle doğrudan kontrole sahip değillerdir, mahkemeler daha bağımsızdırlar ve yasalar uzmanların yetki alanlarındadır. Tıp kurumları, benzer bir şekilde toplumsal sapmanın tanımını hastalık ve tıbbi sosyal kontrol önlemlerini ‘‘terapi’’ olarak isimlendirmek suretiyle, toplumun kontrolünde çok güçlü kazanımlar elde etmişlerdir. Önceden kiliseye bırakılmış sosyal kontrol alanları için, müstakil enstitü (kurum) uzmanlarının rekabet etmeleri bu farklılaşmanın net bir sonucudur. Dini kurumlar, çoğu modern toplumlarda sınırlandırılmış nüfuzlarına rağmen, toplumsal sapkın davranışlar üzerinde etkili olduklarını iddia etmektedirler.

Artan kurumsal farklılaşmanın hipotezlerini destekleyen delillerin çoğu, tarihsel çalışmalardır. Diğer bir delil, paylaşılmış bir fonksiyonun kontrolü hakkında kurumsal alanlar arasındaki çatışmadan çıkarılabilir. Örneğin mahkemeler, çeşitli kurumsal alanların temsilcileri vasıtasıyla sivil itaatsizlik ve ötenazinin rekabet eden yargılama hakları üzerinde fikir birliği sağlayamamaktadırlar (Barkan,1979; Fenn,1978;Willen ,1983). Bu bölümün sonunda gösterildiği gibi farklı kurumlar aynı zamanda sağlık, hastalık ve tedavinin tanımı üzerinde rekabet ederler. Bu çağdaş konular, kurumsal farklılaşmanın sınırlarını şekillendiren yöntemlere örnek teşkil ederler.

I. II- Bireysel Deliller

Kapsamlı kurumsal farklılaşmanın birey ve toplum için olmak üzere iki önemli göstergesi vardır: Birey için farklılaşma süreci çatışmacı bir gelişim içerir, diğer bir deyişle farklılaşma toplum içerisinde bireyin kendini keşfiyle elden ele geçmesiyle meydana çıkar. Din, bireysellik üzerine vurgu yapan önemli bir faktör olmuştur (Bellah,1964). Diğer bir deyişle, farklılaşma bireyselliğin çeşitli rollerinin ayırt edilmesiyle sonuçlanır. Anne olarak bir kadının rolü, bir belediye başkanının rolü ile ilişkilendirilemez.

İş bölümü içerisindeki ihtisaslaşma, sadece kurumsal alanların farklılaşmasıyla değil, her biri içerisinde her bir rollerin ihtisaslaşmasıyla yaygınlaşır. Bir kimse sadece bir fabrika işçisi olmayıp, aynı zamanda daha da ihtisaslaşmış şekliyle, montaj alanından gelen nesnenin sol tarafında üçüncü bir kolu çeviren birisi de olabilir. Her bir kurumsal alan, bireyselliğin kendi beklentilerini etkiler; böylece erkek veya kadının bu rolün etkin bir uygulayıcısı olması gerekir. Kurumsal fonksiyonun icapları, bireyin kişisel amaçları, tercihleri veya ihtiyaçları ile sıkça çatışır. Reklam uzmanının rolü, bazı elbise türlerini giymeyi, özel yerlerde yemeyi ve içmeyi, saygılı olmayı, övgü çekmeyi, kendini göstermemeyi, nazik olmayı hatta müşterilerini memnun etmek için hesapları tutmada dalkavukluk etmeyi gerektirebilir (Berger, 1964; Hochschild, 1983; Terkel,1975).

Mesleklerin rol gereksinimleri değişebilir, ancak hepsi organizasyonun amaçlarını başarmak için katkı yapmayan yetenekleri hariç tutma eğilimindedirler. Değerler, örneğin ahlaki umutsuzluklar, kendini fark etme zorunlu bir şekilde görmezlikten gelinmez; onlar, basit bir şekilde bir diğer kurumsal alanla ve düşünülmüş konuyla ilgisi olmayan işle ilişkilendirilirler. Biz diğer süreçler içerisinde ima edilmiş olan bu gelişmeleri daha ileride tartışma konusu yapacağız. Sosyal rollerin beklentileri ve kendi hedefleri, ihtiyaçları arasındaki çatışma, bireyselliğin kilit noktasıdır (see Simmel, 1959,1971).

I.III- Toplum İçin Göstergeler

Benzer bir şekilde farklılaşma süreçleri, onun üyelerinin hareketliliği içerisinde bireyin çaba ve yapıp etmelerine, toplumsal güçlüklere katkı sağlar. Farklı bir alandan gelen değerler, bir diğeri içerisindeki davranışı gönüllü olarak motive etmezler. Bir seçimde niçin oy kullanılır, orduda niçin hizmet edilir veya bir işte niçin görev alınır? Toplumlar göreceli bir şekilde, küçük kurumsal farklılaşmalarla birlikte, çalışma esnasındaki tutumu, politikaları, toplumsal veya askeri hizmetleri, gelenek, din gibi farklı alanlardan gelen değerlerle sıkça motive ederler. Çağdaş toplumlarda ise genel alanlar içerisinde başlıca motive edici gücün bazı tüketim seviyelerinin (ekonomi) göstergesi olacağı anlaşılmaktadır (Fenn, 1974:148).

Farklı süreçler değiştirilemez değildirler. Orada uzmanlaşma etkinlikleri için sınırlamalar ortaya çıkabilir. Bazı iş alanları çalışma motivasyonunu artırma ümidiyle, deneysel bir şekilde uzmanlaşma alanlarını daraltırlar. Böyle durumlarda deneyimler, ekonomik alanın kriterleriyle dikte edilirler, onların amaçları işi (çalışmayı) anlamlı yapmak olmayıp, üretimi artırmaktır. Yine de farklılaşma süreçleri çağdaş toplum içerisinde dinin konumu için önemli göstergelere sahiptirler.

Bu bölümde din, daha fazla detaylandırılmış bir gelişim şeklinde özel bir alanla ilişkilendirilmektedir. Bireyin anlama ve ait olma arzusu özel bir alanda takip edilmelidir. Herhalde kendini keşfetmeyi mümkün kılan aynı farklılık, aynı zamanda insan sınıfını görmezlikten gelen veya bireylerin kendi kontrollerindeki özerkliği etkisiz hale getiren kurumları özgürleştirir. Toplumsal seviyede kurumların istek ve ihtiyaçları ile bireyin istek ve ihtiyaçları arasındaki gerilimi, din sosyolojisi ve genel sosyoloji öncelikli bir konu olarak görür.

1.1V- Yasalarla Bağdaşmayan Kaynaklar

Meşruiyet, 6. bölümde tanımladığımız gibi, verilen hükmün, alınan kararın ciddiye alınacağını ümit eden bir bireyin, grubun veya kurumun yetkilerinin esasına işaret eder (Fenn,1978:XIII). Yasa, bireylerin, grupların veya kurumların yapısında var olan bir özellik değildir, aksine insanların iddialarının diğerleri tarafından kabulü esasıdır. Bir birey ‘‘Amerikalıların gaz ve yağ (petrol) tüketimlerini % 15 azaltmaları kesinlikle zorunludur’’ derse, bu kişinin ne kadar ciddiye alınacağı iddia edilebilir? Böyle bir ifade Birleşmiş Milletler Başkanı tarafından söylendiğinde, bu, yasanın değişik bir kaynağına dayandırılacaktır. aynı şekilde, bu cümle, Bilim Adamları Birliği Sözcüsü, Newsweek dergisinin editörü, Milli Kiliseler Konseyi veya Chicago Asansör operatörü tarafından da söylenebilir.

Çağdaş toplumlarda dinin konumu, yasa ilkelerindeki sosyal değişiklikleri yansıtır. Nispeten istikrarlı toplumların yasa kaynakları da belirgin bir biçimde sağlamdır. Böyle toplumlarda temel (kıstas) kriter geleneksel yetki ya da kraliyet yoluyla geçmiş yetkidir. Kurumsal değişiklik, sıklıkla değişik bir tür yetki üretir (ortaya çıkarır): bir ‘‘ofis’’de uzmanlaşmış bir mal sahibinin yetkisi gibi. Ciddiye alınan iddialar, o kişinin kim olduğu değil, hangi pozisyona sahip olduğu esasına dayanır. Örneğin, bir hakimin yetkisi onun kişiliğine değil, sahip olduğu unvan esasına dayanır.

Din, geleneksel toplumlarda yetkiyi, toplumda yayılmış ilişkiler vasıtasıyla dolaylı bir biçimde meşrulaştırmaya çalışır. Mit (efsane) ve örf (adet) ler tüm yaşam alanlarının ciddiyetini destekler. Başkan, rahip veya kabile reisi olan bayan yetkili olarak konuşabilir; çünkü onların görevi budur ve insanlarla ilgili kutsal yetkiyi yansıtır. Tarihteki dinler, 7. bölümde gösterildiği gibi, yetkiyi doğrudan meşru (hukuki) olarak kabul etmektedirler, böyle tarihi dinler, Hyristiyanlık, İslamiyet ve Yahudilik eğitim, hukuk, ekonomi, bilim, aile hayatı, spor, sanat ve müzik konusunda benzeri yetkilerini ilan etmişlerdir. Dolaylı ya da dolaysız olarak yürürlüğe konmuş kutsal imge ve semboller de bir yasa kaynağıdır (Fenn,1978:XIII). Dinin bir yasa kaynağı olarak tartışmasız kabul edilme özelliği tüm bu önceki sosyal durumların simgesi olmuştur.

1.V- Yetkinin Çatışan kaynakları

Çağdaş toplumlarda meşrulaştırmanın ana özelliği, meşrulaştırma yetkisinin değişik kaynakları arasındaki sürecin rekabet ve çatışma ile sonuçlanmasıdır. Bellah’ın (1964) dediği gibi, tarihi ve ilk modern dinler bu rekabeti belli ölçülerde yapmışlardır. Dinin, politik kurumlardan farklılık göstermeye başlaması, dini kurumların politik kurumlarla çatışmaya başlaması demektir. Tarihte kiliseler, bir ülkenin savaşla meşgul olmasını yetkili bir şekilde değerlendirmiş ve iş uygulamalarını yetkili bir şekilde eleştirmişlerdir. (örneğin; haksız kredi, faiz oranların yükselmesi). Çağdaş toplumda, tam tersine, dini kurumlar diğer yasa kaynaklarıyla aktif olarak rekabet etmek zorundadır. Kişisel, sosyal ve politik yetki daha kararsız ve belirsizdir.

Meşrulaştırma (yasa) ile ilgili bu rekabet son yıllarda pek çok konuda görülebilir. İnsan haklarına halkın itaatsizliği ve Vietnam ile Orta Amerika’daki savaşlar yaygın resmi ve politik çeşitlilikten çok değişik bir yetki kaynağına dayanmaktadır. Halk itaatsizliği ve sivil otoriterlerle çatışmanın temelinde, dini veya daha yüksek insani değerlerin olduğu sıkça iddia edilir. Bazen mahkemelerde pek çok çelişkili yasa kaynakları birbirine karıştırılır. Son zamanlardaki bir mahkeme olayında iddialar yasal, tıbbi, ana-babayla ilgili ve dini yetki esaslarına dayandırıldı. Genç bir insan aylardır komadaydı ve görünüşte ölü gibiydi. Teknolojiyle vücudu canlı tutuluyordu, nihayet anne ve babası hayatına son verilmesi için resmi izin istedi. Hiçbir yetkili bu hususta meşruiyet tartışmasına girmedi. Dava karışıktı. tıp uzmanları ölümün tıbbi tanımını kendilerince yaptılar. Resmi uzmanlar koma hastalarının velilik ve yasal haklarının korunması meselesini ortaya çıkardılar. İlahiyat uzmanları ölüm ve yaşam sınırı hakkında bilgi verdiler; kızın babası beklentisiyle ilgili olarak tasalı bir durumda kaldı. Bu mesele sadece sonucu belirsiz bir olay değil, mahkemenin tıbbi, resmi, dini ve anne- baba figürlerinin kendi fikirlerinin ciddiye alınması için rekabet ettiği bir alan olduğunu ortaya çıkarmıştır (Fenn,1982; Willen,1983).

1.V1- Çoğulculuk (Pluralizm)

Bu meşrulaştırma belirsizliğinin bir muayyen kaynağı çoğulculuktur ve hiçbir dünya görüşü içermeyen temel düzeni olan sosyal bir durum demektir. Bu özellikle Amerika ve Kanada’nın dini görüntüsünün önemli özelliğidir (see D.Martin,1978:1-99, for a sophisticated description of factors related to secularization in nonpluralistic as Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi IV (2004), Sayı: 1 261 well as plurastic societies). Tarihi dinler kendine özgü olarak monolitiktir: Bu dinler o toplumun dünya görüşünü meydana getirmiş bireyin ve ortak hayatın en son, en önemli mantığına uygun temel düzenini oluşturmuşlardır. Baskın olanla, alternatif görüşler aynı anda varolunca, alternatif görüşler ya benimsendi, topluluğa katıldılar ya da etkin biçimde bastırıldı ve sindirildiler. Benimseme örnekleri, kilise kontrollü manastır ilkelerini ya da Hinduizmin içerisinde gelişen mezhepleri kapsamaktadır. Ortaçağ Yahudilerinin alternatif dünya görüşünü, Hyristiyanlar, Zoroastrianlar (i.e.,Pasees) ve Hindular kendi dünya görüşlerine tehlike olarak görmüyorlardı. Çünkü azınlık dinler etkin biçimde bastırılıp birbirinden ayrılmaktaydı (Berger1967:134,135).

Çoğulculuk, gerçekliğin rekabet eden versiyonları, politik veya sosyal toleransı tanımlamak için bazı kereler daha dar bir anlamda kullanılmıştır. Birleşmiş Milletler, Kanada, Avustralya gibi yüksek çoğulcu toplumların belirli biçimde dünya görüşleriyle rekabet eden pek çok değişik grupları vardır. Bunun tersine İspanya ve Rusya genel olarak tekelci konumdadırlar. Bu iki kutup arasında, bir sürü seçenek vardır. İngiltere ve İskandinav ülkelerinde resmi kilise vardır ve bir dereceye kadar azınlıklara tolerans söz konusudur. Kuzey İrlanda’da daha skı bir durum vardır. Fakat toplumsal seviyede resmi toleransla, birazda gruplar arası tolerans vardır. Hollanda daha az değişken fakat bölünmüş toplumdur. Toplum pek çok yönden karşılıklı olarak birbiriyle bağdaşmayan üç gruba ayrılır: Roman, Katolik, yenilikçiler-reformcular ve Neo-Kalvinistler gibi. Politik gruplar, medıa, gençlik kulüpleri ve okullar tamamen bu dini görüşleri doğrultusunda belirlenmişlerdir. Bu üç grup da politik ve sosyal olarak tanınmaktadırlar (Laeyendecker,1972).

Berger, çoğulculuğun (pluralizm), hem bu sınırlı anlamayı, hem de önceden tanımlanmış dinin durumunu fazlasıyla etkilediğini vurgulamaktadır. Farklı dünya görüşleri nerede var olursa ve birbirlerine akılcı alternatiflerle rekabet ederse, orada tamamının güvenilirliği baltalanır. Çoğulculuk durumu, rekabet eden dünya görüşleri ile bağlantılıdır ve dinleri tartışmasız kabul etmekten mahrum eder (Berger, 1967:151). İspanya’da bir çiftçi ailesi (nüfusunun sadece yaklaşık olarak 0.1’i Katolik değildir.) Roman Katolik dünya görüşünü tartışmasız kabul eder (cf.Almerick,1972:462). Çünkü bu onların arkadaşlarının, akrabalarının ve komşularının dünya görüşüdür ve o günlük yaşamın bir parçasıdır. Topluluğun üyeleri dindarlık ve dini aktiviteler olarak değişebilir olmasına rağmen, Katolik olmayan dünya görüşleri belki de edebi olarak tasavvur olunamaz.

Bunun tersine, çoğulculuk durumunda hiçbir dünya görüşü geçerli değildir. Birleşik Devletler’de, sadakatli (inançlı) bir Roman Katolikin komşuları Baptist (Hyristiyan), Yahudi , Unitarian, Lutheran, atheist ve Zen Buddhist olabilir. Hükümet ya da toplum (en azından resmi olarak) bu dünya görüşlerine belli bir yasa koymaz ve kimsenin tanrısına o yanlış inançlardan kurtulmak için bir yaptırımda bulunmaz. Eğer insanlar doğru olduğuna inandığı dünya görüşünü korumayı arzu ederse, onlar kendilerini diğer alternatif dünya görüşlerinden uzaklaştırmak zorundadır. Birleşik Devletlerde, özellikle ve nispeten kentsel yerleşimlerde, bunu yapmak çok kolay değildir. İşte, okulda, medıada, bir politik parti veya toplumsal bir kurumda çalışan hatta softball oyuncusu bile -komşulukta, sosyal klüplerde ve partilerde- onların görüşünden farklı dünya görüşü olan Amerikalıları açıklarlar. Çoğulculuk durumunun etkisi şudur ki, toplumda değişik dünya görüşleri de yasalar için rekabet ederler. Her görüş meşruiyet sınırları içinde kalmak ister. Çünkü bir şeyi yetkili olarak açıklayan kişi ciddiye alındığından emin olmayı bekler (Berger,1967:151). Dini çoğulculuk, ifadenin en geniş anlamıyla, Rotary ve Kiwanis arasında seçim yapmaya benzemez. Dünya görüşlerinin çoğulculuğu, kurum ve yakın ilişki çoğulculuğundan nitelik olarak değişiktir; çünkü tartışmasız kabul edilen nitelikli herhangi bir dünya görüşü çoğulculuk tarafından baltalanır. Farklılaşma diğer kurumsal alanlardan gelen bir varoluşsal ayırım olarak dinin anlaşılmasını, dahası, çoğulculuk, dinleri düşünmeyi, insanların kişisel olarak inanmayacakları bir anlam sistemini mümkün kıldı (Hammond,1974:119,120).

KAYNAKÇA

Almerick, Paulina, 1972, “Spain.”Pp. 459-477 in H.Mol (ed.) Western Religion: A Country by Coutry Sociologicl İnquiry. The Hague: Mouton.

Barkan, Steven, 1979, “Religion and courts in crisis.” Unpublished paper presented to Association for the sociology of

Religion. Bellah, Robert N., 1964, “Religious evolition.” American Sociological Review 29, 3:358-374.

Berger, Peter, 1964, The Human Shape of Work. New York: Macmillan.

---------------- 1967, The Sacred Canopy: Elements of a Sociological Theory of Religion. Garden Citı, N.Y.:Doubleday.

Fenn, Richard, 1974, “Religion and the legitimation of social systems.” Pp.143-161 in A.Eister (ed.), Changing Perspectives in the Scientific Studı of Religion. New York:Wiley.

------------------- 1978, Toward a Theory of Secularization. Monograph Series 1. Storrs, Conn.:Societı for the Scientific Studı of Religion.

------------------- 1982, Liturgies and Trials: The Secularization of Religious Language. Oxford: Basil Blackwell.

Hammond, Phillip E., 1974, “Religious pluralism and Durkheim’s integration thesis.” Pp. 115-142 in A. Eister (ed.), Changing Perspectives in the Scientific Studı of Religion.New York: Wiley.

Hochschild, Arlie Russell, 1983, The Managed Heart: Commercialization of Human Feeling. Berkeley: University of California Press.

Laeyendecker, Leo, 1972, “The Netherlands.” Pp. 325-363 in H. Mol (ed.), Western Religion: A Country by Country Sociological Inquiry. The Hague: Mouton.

Luckmann, Thomas, 1977, “Theories of religion and social change.” Annual Review of the Social Sciences of Religion 1:1-28.

Martin, David A., 1978, A General Theory of Secularization. New York: Harper &Row.. Meredyth B. Mcguyre 264

Parsons, Talcott, 1971, “Belief, unbelief and disbelief .” Pp. 207-245 in R. Caporale and A. Grumelli (eds.), The Culture of Unbelief. Berkeley: Universitı of California Pres.

Terkel, Studs, 1975, Working. New York: Random House.

Willen, Richard S., 1983, “Religion and law: The secularization of testimonial procedures.” Sociological Analysis 44 1:53-64.

Wilson, Bryan R., 1976, Contemporary Transformations of Religion. London: Oxford University Press.



* Bu makale M.B. Mcguire'nin Religion: The Social Context adlı kitabının 8. Bölümünü oluşturan "Religion in the Modern
World" başlıklı bölümünün 221-226 sayfaları arasındaki kısmın Türkçe'ye çevirisidir. Tercümede mümkün olduğunda yazarın üslubuna dikkat edilmeye çalışılmış, anlaşılmasında güçlük çekilen cümlelere noktalama işaretleri konulmuş, konu başlıkları tarafımızdan numaralandırılmıştır.

** Dr. A. Faruk Sinanoğlu : İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arş. Gör.

Kaynak : Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi IV (2004), Sayı: 1 s.255-264


 


Sponsor bağlantılar, Ev Arkadaşı Ara, Şirket Ara

SOHBET EKART FIKRA OYUN GÜZEL SÖZLER

umutdolu.net © Copyright 2018 Web Design