.: Bu gün 11.12.2018 11:04:15   .:
Giriş Sayfası Yap Favorilere Ekle Tavsiye Gonder  

 
 
 

 EĞİTİM - KÜLTÜR -FELSEFE HAKKINDA MAKALE ve YAZILAR

 

EDEBİYAT

ANASAYFA

ANTROPOLOJİ

ARKEOLOJİ

COĞRAFYA

DİN BİLİMLERİ

EDEBİYAT
Anlatılar
    » Edebiyat Akımları
    » İsyan
    » Karma Alıntılar
    » Sensizliğe Alışmak 
    » Tanzimat Edebiyatı
    » Türk Yazın Tarihi 
 » Atasözleri
 » Deyimler
 » Fabllar
 » Fıkralar
 » Hikayeler 
 » Masallar
 Öyküler 
    » Ben Bir Kadınım 
    » Sadakatsiz
    » Yüzleşme 
 » Özdeyişler
 » Sözlü Anlatım
 » Türk Edebiyatı
 » Yazılı Anlatım

EKONOMİ

FELSEFE

HUKUK

PSİKOLOJİ

SOSYOLOJİ

 
 

 


Bazı edebiyatçıların edebiyat üzerine yazılarından alıntılar:


İlkin şöyle diyelim. Roman bize, insanları, çevreleri içinde gösterir. Bu çevreler, yazarın ona verdiği önem ne ölçüde olursa olsun, toplumun bir parçası ya da bütünüdür. Romancının bir hayatı var. Dünyaya bakış açısı var. Var. Yani onun için, çevresindeki insanların davranışlarında bir anlam var. Romancının bir hayatı var deyince, şüphesiz anlatılacak, yazıldığı vakit, aşkla, heyecanla okunacak bir hayat kesitini veren serüveni var demek istiyoruz. Sosyal bir öz, roman için en sağlam temel olur görüşünü izliyenler, geniş bir okur kütlesine dayanıyorlar. Böyle bir temele oturan yapıt, bazan geleneklere uyarak, bu dış dünyada kendisi de rol alan bir gerçek kahramanının anıları da olsa, bir kişinin romanı olmakla, bu kişinin bağlı olduğu toplumun romanı da sayılır. Nihayet bir değil, bir çok kahramanın bulunduğu, değişik hayat serüvenini birbiri ardınca ortaya koyan romancılar, bir yığının önderi olarak görünüyorlar. Böylece ister bir kişi üzerinde toplansın, ister bir kalabalık üzerine yayılsın, roman türü, sosyal hayattan ayrılamaz sonucuna varıyoruz.

Ö. F. TOPRAK

Hiçbir zaman yazını dünyaya katılmışlıktan başka bir biçimde anlamadım. Eğer dünyadan kaçarsa, hiçbir önemi kalmayacaktır yazının. Kendimi bağımlı bir yazınla sınırladığım için sık sık kınayanlar oldu beni. Yazın sanatı eğer her şey değilse, hiçbir şey değildir. Her zaman sırası geldiğinde, tabii kendine özgü koşulları içinde ( ki bunlar çok çeşitlidir), her şeye tanıklık etmesi gerekir. Öyleyse söz konusu olacak olan "bağımsız" bir yazın değil, köklü olarak dünyanın içinde olan, dünyaya katılmış bir yazındır.

J. P. SARTRE


Genel olarak gözlenen şudur : servetifünun döneminden bugüne edebiyatı baskı altına alan yönetim dönemlerinde yan yolların kaçamakları uygulanmış; özgürlüklerin sağlandığını sandıran dilimlerde öncü eserlerin gür sesi duyulmuştur. Ne var ki en sakıncasız girişimlerin bile cezalandırıldığı dönemler de vardır. Bilinç altı bir sakınışla zamana ve ortama uyarlanan edebiyat, sıkı dönemlerde biçim özelliklerine eğilmeyi yeğleyerek oyalanır; özgürlük hakları verildiği zaman gerekli toplumsal özle dolar. Tanzimattan bu yana küçük taklitlerden, siyasal kavramların yeniliğinden, ölçü ve ayak tartışmalarından, türler kopyacılığından, edebiyatın dayanacağı dili arayıştan, ülkü ve inançlar karışıklığından doğan çeşitli aşamalar yaşanmıştır.

Yağmur ATSIZ


Doğrudur, şairin işine karışılmaz; yalnız şu var ki dil, bir toplumun içinde yaşayan insanların birbirleriyle anlaşmak ihtiyacından doğmuştur. Böyle bir görevi olan dili - yazılan şiir de olsa; şiir, dil içinde bir dil yaratmak da olsa - anlaşılmamak için kullanmak olmaz. Çünkü şiiri yaşamak, okuyucuyla şiirin kaynaşmasıdır. Bu bakımdan, şairin yazdığı yalnız kendisinin değil, bir o kadar da okuyucunundur. Şairin yazdığını bastırması da bunu gösterir. Non-figuratif resmin sebeb olduğu, karanlık ve soyut şiirleri, anlar görünen birkaç kişinin dışında, kimse anlamıyor.

Suut Kemal YETKİN


Benim şurada, şu anda, belirli bir nedenden ötürü duyduğum öfke, şüphesiz öfkenin bir örneğidir; bunu öfke olarak tanımlayan kimse de gerçeği söylemiş olur. Ama bu yalnızca öfke değil, ondan çok öte bir şeydir; şimdiye kadar hiç duymadığım, belki de hiç duymayacağım, özelliği olan bir öfkedir. Bu duygunun bilincine varmak yalnızca duygunun öfke olduğunun değil, özel çeşitten bir öfke olduğunun bilincine varmaktır... duygunun bilincine varmak, bütün özelliklerinin bilincine varmak; duyguyu dile getirmekse, duygunun bütün özelliklerini dile getirmektir. Bundan ötürü, işini biliş derecesine göre bir şair, elinden geldiğince duygularını genel çeşitten örnekler olarak adlandırmaktan kaçınır; kendi duyduklarını benzeri duygulardan ayırıp somutlaştıracak deyimleri bulup dile getirmek uğruna büyük zorluklara katlanır.

R. G. COLLINGWOOD


Bugün " edebiyatın (sanatın) işlevi nedir? " sorusuna ne cevap verilebilir? Edebiyatın gördüğü işleve bakarsak pek çok şey sayabiliriz; bilgi vermek, ahlak bakımından eğitmek, milliyetçilik duyguları uyandırmak, zevk vermek v.b. Edebiyat, saydığımız bütün bu şeyleri yapabilir ve yapmıştır da, fakat bazı estetikçilere göre bunlardan bir tanesi edebiyatın asıl kendine özgü işlevidir ve sanatı sanat yapan özelliğin bu işlevde aranması doğrudur. Söz konusu işleve, zevk verme, estetik duygu veya heyecan uyandırma gibi adlar verilir. Sanat eserini biz okumaktan zevk aldığımız için okuruz. Gerçi okuduğumuz eser bizde başka etkiler meydana getirebilir: belki eğitici rolü olur, belki kötü fikirler aşılar, bazı duygulardan arındırabilir (katharsis), uyku kaçırabilir v.b. Ne var ki bunlar sanatın sanat olarak yaptığı etkiler değildir, sanatı zevk için okumanın sonucu olarak meydana gelebilecek yan etkilerdir.

Berna MORAN


Çünkü edebiyatımız yıllarca, fransız edebiyatının, estetik ilkelerinin tesirinde kalmıştır ve o ilkelere göre ürünlerini vermiştir. (....) Gerçekten siyaset ve idare hayatımızda başlayan batı eğilimli Tanzimat hareketi bütün düşünce ve edebiyat hayatımızda kendini göstermekten geri kalmamış, batı diye de Fransa'yı örnek almıştır.Fransa ile ilişkiler kurmak, onun dilini, edebiyatını öğrenmek suretiyle, edebiyatımızın darlığını, kuruluğunu kavramak ve onun baskısından kurtulmak mümkün olacaktı. Böylece sanat ve edebiyat reformu, siyasal ve sosyal reformla birlikte kendini gösterdi, ilk ağızda çeviri işine hız verildi. Çevrilen eserlerin isabetle seçildiği, çevirilerin başarılı olduğu elbette söylenemez. Ama böyle de olsa yeni görüşler getirmesi ve yazarlara yeni örnekler vermesi bakımından bu çevirilerin önemi küçümsenemez. Ancak bu çeviriler iledir ki bakışlar soyut bir dünyadan canlı bir dünyaya, insana ve insan ruhuna yönelmeye başlıyor, roman ve tiyatro gibi realitenin gözlemine büyük bir yer veren yeni türler doğuyor.

Suut Kemal YETKİN


"Şiiri altalta getirilmiş uyaklar topluluğu sananlar olduğu gibi, onu salt okul kitaplarında görmüş olanlar da var. Buna şaşmamak gerek. Öyle ki, bir kesim hala şiirin içki evlerinde yazıldığını sanıyor. Bir kesim de, aşırı duygusal durumların doruğunda "ilham perisi"yle."

Yunus Koray


"Peki ama nedir bu ilk düşünce, bu tohum?Bizcesi, kimi yerde bir sözcük sağanağıdır. Ozan şiirini düzerken bu ilk mayaya dört elle sarılır. Onu karaların ve denizlerin başbuğu yapmak için dizelerini, boyuna, sağdan soldan çekeleyip durur. Bu ilk düşünce -buna ilk dize de diyebiliriz- başka dizelere yol vermeyen bir çıkmaza saplansa da ozan ondan yine de vazgeçmez. İlikten düşmüş dizeler katacağına, onu bir başına bırakır. Onuruna kara düşürmez. Ozanlardan geriye kalan savruk kağıtlar (evrak-ı perişan) arasında böyle ipini koparmış dizelere rastlanması bundandır.Ne ki şiir, yana yana dönen bir donanma fişeğidir. Kimi zaman çok başka birşey olur. Ozan ilk mayanın şenliğinde yüzerken, yeni mayalara rastlar. Rastlayınca da eskisini dehleyip yenilerine el atar."

Salah Birsel


"Aşık olmak güzel şey. Fakat aşk şiiri yazmak dünyanın en zor şeyi, hele insan sahiden aşıksa bu zorluk iki misli, bin misli artıyor.""Edebiyat dili, hel şiir dili hayallerle, teşbihlerle falan ortaya çıkar, ancak böyle bir dil şiir dilidir demek ne kadar yanlışsa, tersini kabul etmek de o kadar yanlıştır."

Nazım Hikmet


"Öbür yandan, toplumumuzdaki düşünsel eksikliğin gölgesi sanatımızın üstünden daha kalkmış değil. İşin bilimsel yönüyle uğraşanlarır eğildikleri konular çocuksuluktan öteye gitmiyor. Sanatsal yönüyle uğraşanların ise bilimsellik şöyle dursun, keyiflerince davranmalarının yanı sıra, ne yaptıkları belli değil."

Cahit Külebi



 


Sponsor bağlantılar, Ev Arkadaşı Ara, Şirket Ara

SOHBET EKART FIKRA OYUN GÜZEL SÖZLER

umutdolu.net © Copyright 2018 Web Design