.: Bu gün 13.12.2018 17:25:54   .:
Giriş Sayfası Yap Favorilere Ekle Tavsiye Gonder  

 
 
 

 EĞİTİM - KÜLTÜR -FELSEFE HAKKINDA MAKALE ve YAZILAR

 

SOSYOLOJİ

ANASAYFA

ANTROPOLOJİ

ARKEOLOJİ

COĞRAFYA

DİN BİLİMLERİ

EDEBİYAT

EKONOMİ

FELSEFE

HUKUK

PSİKOLOJİ

SOSYOLOJİ
 » Aile
 » Aile ve Disiplin
 » Bilgi Sosyolojisi
 » Bilim Olarak Sosyoloji
 » Bilincin Analizi
 » Cumhuriyet Eğitimi
 » Çatışma Nedir?
 » Çatışma ve Stres
 » Depresyon ve Çatışma
 » Din Sosyolojisi 
 » Din Sosyolojisi Tarihi
 » Eğitim Sosyolojisi
 » Eğitim ve Kültür
 » Eğitim ve Sosyal Değişim
 » Eleştirel Sosyoloji
 » Endüstri Sosyolojisi
 » Entellektüeller
 » Etnik Kimlik
 » Evren ve Örneklem
 » Hayek ve Liberalizm
 » Irkçılık
 » İnsan Hakları
 » İnternet Destekli Eğitim
 » İnternet ve Sosyal Sapma
 » İslamiyet Öncesi Türkler
 » Kemalizm & Küreselleşme
 » Kent Sosyolojisi
 » Kimlik Problemleri
 » Kimlik Sorunu
 » Kimlik Teorileri
 » Kimlik Türleri
 » Kişilik ve Kimlik
 » Kitle İletişim Araçları
 » Kültürel Değişme
 » Kültürel ve Millî Kimlik 
 » Küreselleşme
 » Küreselleşme ve Devlet
 » Liberalizm Nedir?
 » Malakanlar
 » Masonluğun Tarihçesi
 » Meslek Olarak Siyaset
 » Meşrutiyet Dönemi
 » Modernizm ve Gökalp
 » Postmodernizm
 » Sanal Sohbet 
 » Sivil Toplum
 » Sosyal Rol ve İşbölümü
 » Sosyalleşme
 » Sosyalleştirme Araçları
 » Sosyoloji Nedir?
 » Sosyoloji Sözlüğü
 » Sosyoloji ve Diğer Bilimler
 » Televizyon
 » Televizyonda Şiddet
 » Toplumsal Yaşam
 » Türk Eğitim Tarihi
 » Türk Eğitiminde Reform
 » Türk Eğitiminin Amaçları
 » Türk Kimliği
 » Türk Sosyoloji Tarihi
 » Türkiye'nin Önemi
 » Türklerde Askeri Eğitim
 » Türklerde Sivil Eğitim
 » Türklerin Eğitim Sistemi
 » Uzaktan Eğitim
 » Üniversiteler Hakkında
 » Yaratıcılık Nedir?
 » Yetki Kavramı
 » Yönetim Yaklaşımları
 » Ziya Gökalp

 

 
 



BİLİM OLARAK SOSYOLOJİ


Maurice Duverger Sosyolojinin gelisimi, toplumsal olaylarin da doga bilimlerinin kulandigi yöntemlerle incelenebilecegi temel düsüncesine baglidir. Comte'un baslangiçta kullandigi "toplumsal fizik" adinin olsun, toplumsal olaylari "birer nesne gibi" ele almak gerektigini söyleyen Durkheim'in formülünün olsun, kökeninde bu yatar. O dönemde sosyolojinin, doga bilimleri gibi, olaylari oldugu gibi betimleyebildigi ve böylece, "deger yargilari" yerine, "gerçek yargilari" gelistirebildigi oranda bir bilim olduguna inanilmaktaydi. Bu tutum, gerçek bir düsünsel devrim olusturmustur. Daha önceleri, birkaç ender olagan disi kisi bir yana birakilirsa 'Aristo, Makyavel, Jean Bodin ve özellikle Montesquieu) toplumsal olgular, esas olarak felsefi ve ahlaki açidan incelenmekteydi. Toplumun ne oldugu degil de, insan dogasina ve insan yasantisinin amacina, v.d. iliskin dinsel ve fizik ötesi birtakim inançlara göre toplumun ne olmasi gerektigi tanimlanmaya calisilmakta yani deger yargilarina varilmaktaydi. Insan ve toplumun, "birer nesne gibi" bilimsel sekilde incelenebilecegi düsüncesi bile, kutsal seylere karsi bir saygisizlik olarak görülmekteydi. Gerçekten de toplum bilimi düsüncesi ile insan özgürlügü arasinda mutlak bir çeliski oldugu kabul edilmekteydi. Bilim kavrami o zamanlar, kesin bir gerekircilige (determinizm) dayandirilmisti. Buna göre bir A öncülü her zaman bir B sonucu verecekti ve zaten bilimsel yasa da ikisi arasindaki bu baglantida ifadesini bulacakti. Bu, B'nin kaçinilmaz sekilde A'yi izlemesini engelleyecek herhangi bir gücün araya girmeyecegini varsaymaktadir. Bu anlamda sosyolojik yasa kavrami, insanin özgür olmadigini kabul eder. Özgürlük kavrami, geleneksel gerekercilige karsidir. Özgür olmak, kendi kendini, hiç degilse kismen belirleme olanagina sahip olmak yani bütünüyle disardan belirlenmis olmamak demektir. O halde geçen yüzyilin bilim adamlari, toplum bilimlerinin varligini olanakli kilmak için tümüyle aldatici saydiklari insan özgürlügünü yadsima yolunu seçmekteydiler. Bu sekilde bitmez tükenmez birtakim felsefi tartismalara girisilmekteydi. Bugün bunlar asilmistir. Artik gerekircilik bundan çok farkli bir biçimde, istatistik bir gerekircilik olarak anlasilmaktadir. Bu, özgürlük kavramini yadsimaz; yalnizca, somut kosullarin olasi sonuçlarini ifade eder ki özgürlük, bu kosullar içerisinde kullanilabilir. Parislilerin % 60'inin 15 Agustos'ta baskenti bosalttiklarini söylemek Parislilerin herbirinin o gün kentte kalmak ya da uzaklasmak özgürlügünü sinirlamamaktadir. Bu istatistik gözlem yalnizca, toplumsal aliskinliklarin Parislileri 15 Agustos'ta Paris'ten kaçmaya zorladigini ve insan istemlerinin içerisinde belirlendigi toplu kosullarda bir degisme olmadigi takdirde % 60'inin bu daha yüksek egilime karsi çikmak yerine onu izlemeyi seçme olasiliginin daha yüksek oldugunu söylemektedir. istatistik gerekircilik, olasilik terimleriyle toplu davranislari ifade ettiginden, bu topluluklari olusturan bireylerin belli özgürlüklere sahip olduklarini göz önünde bulundurmaktadir. Istatistik gerekircilik ilkin, toplum bilimlerine temel olmustur, sonradan fizik bilimlere de az çok yayilmistir. Artik burada da A unsurunun mutlak bir B unsurunun ortaya çikmasina yol açtigi söylenilmemekte, A'nin ardinda B'nin görülme olasiliginin su ya da bu kadar oldugu söylenilmektedir. Çogu durumda bu olasilik oldukça yüksektir ve karsit olasilik hemen hemen yok gibidir. Yine de atom düzeyinde durum biraz farklilik gösterir. Söyle ki, burada bi A faktörünün ardindan, her biri de bir hayli yüksek olasilikla (B, C, D, E) gibi birçok hipotezin gerçeklesmesi mümkündür. Böylece bugün XIX. y.y. sonuna göre, fizik ve toplum bilimleri karsilastirmasina degin görüsler tersine dönmüstür. Eskiden, toplum bilimleri, o zaman mutlak kabul edilen fizik gerekirciligin bulundugu varsayilarak, fizik bilimlere göre düzelenmekteydi. Bugün ise fizik gerekirciligin toplum bilimlerinin örnegini verdigi istatistik gerekircilik görüntüsüne uygun biçimde göreceli (relatif) oldugu kabul edilmektedir. (Siyaset Sosyolojisi'nden alinmistir)



 


Sponsor bağlantılar, Ev Arkadaşı Ara, Şirket Ara

SOHBET EKART FIKRA OYUN GÜZEL SÖZLER

umutdolu.net © Copyright 2018 Web Design