.: Bu gün 16.10.2018 03:28:59   .:
Giriş Sayfası Yap Favorilere Ekle Tavsiye Gonder  

 
 
 
 

Astroloji Fallar Cinler Büyüler Cadılar Nazar Seyirme Hipnoz Vodoo
 

NAZAR

Nazar Nedir ?  Nazardan Korunma ve Kurtulma Yolları

 

 İnanç, insanoğlunun yarattığı kültürün bir parçası olup, kişilerin günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen ve başkalarından öğrenme yoluyla kazandıkları düşüncelerdir. İnancın edinilmesinde,  kişinin deneme yoluna sapması, geçerliğini kendi yaşamında geçen bir olayla tanıması gerekli değildir. Tamamıyla toplumsal ve kültürel bir ürün olan nazar inancı da kültürümüzde yaygın olup, nazarla ilgili nazar değmeden önce korunma amaçlı ve nazar değdikten sonra kötü durumları  ya da hastalığı iyileştirme amaçlı pek çok pratik bulunmaktadır. Bu bildiri sınırları içinde,  İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü tarafından yürütülen Türkiye Kültür Haritası Projesi kapsamında gidilen köylerde nazara karşı iyileştirmede tuz kullanılarak yapılan pratiklere yer verilmektedir.

         ‘Hiçbir insan, içinde bulunduğu kültürden bağımsız davranamaz’ . İnanç da , insanoğlunun yarattığı kültürün bir parçası olup, kişilerin günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen ve başkalarından öğrenme yoluyla kazandıkları düşüncelerdir. ‘İnanç doğa olaylarının nedenini bilmeme yüzünden yapılan özel bir yorumdur. Bir yorum, bir sanı  olan inanç, kişiden kişiye; çevreden çevreye; toplumdan topluma; ulustan ulusa değişir’ 

İnançlar genelde geleneksel gruplarda daha yaygın olup, yaşamın her alanına girmiş ve bütün eylemlere, davranışlara yön verici bir nitelik kazanmıştır . Modern yaşam tarzını benimsemiş gruplar ,  günlük yaşamlarını düzenlerken geleneksel gruplara oranla daha akılcı yolu benimsemiş olsalar da, bu grupların günlük eylem, davranış ve tutumlarında da , inançların etkisini görmek hala mümkündür. Örneğin günümüz Türkiye’sinde fal, büyü ve nazar hala kentte ve köyde oldukça yaygın olan inançlardır.

               İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü tarafından 1995-1996 yılında başlatılan ve günümüze kadar bölüm akademik personeli gözetiminde yürütülen, ‘Türkiye Kültür Haritası Projesi’ kapsamında gidilen ve sahada uzun süre gözlem ve mülakat tekniği ile çok çeşitli konularda veri toplanan Balıkesir, Denizli, Kütahya,Uşak,  Isparta  illerinin köylerindeki , nazar ve nazar değmesi sonucunda tuz kullanılarak yapılan uygulamalar konusunda derlenen bilgiler özetlenmektedir.

Nazar Nedir ?

                Arapça ‘nazar’ kelimesi , ‘bakış’ anlamına gelir. Türkçe’de de ‘nazar’ kimi insanların bakışlarındaki zararlı güç ve bu nitelikleriyle, bir kişiye, bir hayvana ya da bir nesneye bakmakla, canlı üzerinde hastalık, sakatlık, ölüm, nesne üzerinde kırılma gibi olumsuz etkinin meydana gelmesidir (Anadol 1987:124). Nazar sadece insanlara özgü bir olay olmayıp, mal mülk, hayvan, toprak, ağaç, çiçek, eşya ve evlerde nazara uğrayabilir. Herhangi zararlı bir olay, böyle bir sebebe yüklendiği zaman ‘nazar değdi’, ‘nazara uğradı’, ‘göz değdi’, ‘nazara geldi’, ‘göze geldi’, ‘göz aldı’vb. deyimler kullanılır. Nazar toplumsal ve kültürel bir üründür. Bugün olduğu gibi tarihi devirlerde de mevcuttur .Nazar inancını Neolitik çağlara kadar götürmek mümkündür. Balta şeklinde yapılmış olan nazarlıklar, (amuletler) Girit’te , Aşağı Mısır’da, Malta’da , Kuzey Fransa’da ve Britanya’da Bronz çağında bulunmuştur. Eski çağlardan itibaren Batı’da ve Doğu’da büyünün ve nazarın kötü etkilerine inanış ve tedbir alma bilgisi kökleşmiştir (.Uğursuz gözden çıkan fenalığı defetmek için kullanılan el şeklinde muskalar, Mısırlılar, Fenikeliler, Yunanlılar, Romalılar tarafından kullanılmıştır .Gerçeklere aykırı olmakla birlikte, gözleri fazla çukur, kaşları birbirine bitişik olanlarda ve açık çiy mavi gözlerde nazar gücü olduğu sanılır ve de mavi gözlülerin kötü niyetli, kıskanç, başkalarına zarar vermekten hoşlanan kimseler olduğuna inanılır . Kıskançlık duygusunun nazara yol açacağı inancı yaygındır. Yalnız şom göz değil, şom ağızda vardır (Westermarck 1961:9). Keskin göz ve güçlü dil, baktıkları ya da övdükleri canlıların, hastalanarak ölmelerine neden olur. Özellikle kişinin yakınlarının, fazla hayranlık ve sevgi duyguları da nazara neden olur

Nazar inancı tarihi devirlerde olduğu gibi, bugün de mevcuttur. Nazarla ilgili pratikler genel olarak iki grupta toplanabilir.

Nazar değmeden önce korunma amacıyla yapılanlar yada Nazar değdikten sonra kötü durumları ya da hastalığı sağaltmak amacıyla yapılanlara örnek;  Nazarlık, Tuz Kavurma, Üzerlik Tütütme, Tuz Öveteleme, Tuz Gömdürme, Dua Okuma .

Halk inancına göre, onu üzerinde taşıyanı büyüye hastalıklara ve diğer fenalıklara karşı korumaya veya içinde bulunduğu fenalıklardan kurtarmaya hizmet eden objeye nazarlık denir (Koşay 1956:86). Nazarlığın türlü çeşitleri olup, taşlar (akik,firuze) , madenler (altın, gümüş, demir) üstüne dua yazılı parşömenler en çok kullanılanlarıdır. Ayrıca Çörek Otu,  Üzerlik Otu,  Sarımsak,  Deve Dikeni,  Hurma Çekirdeği  gibi bitkiler,  çeşitli hayvanların kabukları, dişleri, boynuzları, kafatasları (Kaplumbağa kabuğu ve kürek kemiği, Geyik boynuzu, Köpek ve Öküz kafatası, Kurt dişi, bazı deniz böceklerinin kabuğu gibi),   (Koşay 1956:86-88), yumurta kabuğu, at nalı, göz boncuğu, Fatma Ana Eli, Meryem Ana Eli, küçük çocuk ayakkabısı, nazara karşı korunmada kullanılan unsurlar arasında yer almaktadır.

Canlı varlıklar için,  nazar boncuğu,  muskalar,  çörek otu,  kurt dişi,  deniz hayvanlarının kabukları vb. elbiseye iliştirilir veya hayvanların boynuna asılır. Cansız varlıklar içinse evlerin kapılarına at nalı, nazar boncuğu,  üzerlik,  küçük çocuk ayakkabısı,  deve dikeni asılır.  Tarla,  bağ ve bahçelere öküz başı,  köpek kafatası at nalı, yumurta kabuğu asılır.  Arabalara ,  nazar boncuğu,  küçük çocuk ayakkabısı asılır.

Nazar değmeden önce koruma amacıyla yapılan pratikler her zaman nazarı engellemekte etkili olamaz.  Nazara uğramaya en elverişli kimseler;  çocuklarla,  güzellikleri ve yetenekleriyle herkesin hayranlığını uyandırmış kişilerdir; çünkü çocuklar zayıftır,  çabuk etkilenebilirler;  güzel ,  yetenekli,  mutlu kişiler,  insanların kıskançlık duygularını kamçılarlar.  Bu kötü duygular göz yolu ile hedefi etkiler ve sakatlar.  Nazar hastalığının belirtileri şunlardır;  uyku kaçar,  göz yaşarır,  insan sık sık esner,  baş dönmesi,  baş ağrısı, ateşlenme gibi haller görülür,  vücut zayıflar,  hasta durgun hale gelir.  Zamanla vücutta çarpılmalar meydana gelir,  bu durum öldürücü de olabilir.   Bu nedenle nazar değdikten sonra kötü durumları ya da hastalıkları sağaltmak amacıyla  1)  Kurşun Dökme  2)  Üzerlik Otu Yakma   3)  Tuz Patlatma- Tuz Kavurma  4)  Tuz Gömdürme  5)  Tuz ve Üzerlik Otunu Birlikte Yakma   6)  Üzerlik Otu ile Çitlenbik  Ağacından Alınan Parçaları Birlikte Yakma 7)  Üzerlik Otu ile Üç Yol Ağzından Alınan Çöp ve Eşikten Koparılmış Tahta Parçasını Birlikte Yakma   8)  Nazarı Değdiği Bilinen Kişinin Evinden Bir Tahta Parçası Alıp Yakma  9)  Nazar Duası Okuma  10)  Nazar Duası Okutma  11)  Bıçak Basma- Bıçak Atma   12)  Çekiye  (uzunca eşarp, tülbent)  İğne Bastırma 13)  Çekiyi Bakma   14)  Köz Söndürme  15)  Yumurta Kırma gibi pratikler yapılmaktadır.

Sağlık yönünden inanmalar daha çok nazar kırma işlevini yerine getirir.  Nazar kırma olayını da daha çok ocak tabir edilen kişiler gerçekleştirir. Bir ocak ölmeden ya da bu işleri bırakmadan önce  “ El Verme” denilen olayı gerçekleştirir. Nazar kırma ağırlıklı olarak kadınlar tarafından  yapılır,  özellikle kadınlar büyü, sihir esrarını iyi bilirler. 

‘Türkiye Kültür Haritası Projesi’ çerçevesinde, gidilen illerin köylerinde yapılan çalışmalar nazar inancının günümüzde geçerliliğini yaygın şekilde koruduğuna işaret etmektedir.   Örneğin 1998-1999 yılları arasında gidilen Bilecik İnhisar Koyunlu;  Bilecik Gölpazarı Üyük;  Denizli Akköy Akçapınar;  Denizli Acıpayam Uçarı;  Denizli Çal Mahmutgazi;  Denizli Çameli Bıçakçı;  Denizli Tavas Akyar;  Kütahya Hisarcık Hamamköy;  Kütahya Aslanapa Pınarbaşı;  Kütahya Gediz Ece;  Kütahya Simav Hacı Hüseyin Efendi;  Kütahya Domaniç Bükerler;  Kütahya Altıntaş Çakırsaz;  Uşak Eşme Eşmetaş;  Uşak Karahalli Duraklı ve Uşak Ulubey Küçükkayalı köylerinde  888 Erkek ve 987 Kadın olmak üzere toplam 1875 kişiyle görüşme yapılmıştır.  Görüşme yapılanların yaklaşık %70’i nazara inanmaktadır.  Cinsiyet farklılıklarını dikkate alarak nazara inanma oranları tekrar gözden geçirildiğinde görüşme yapılan kadınların %80 ‘inin,  erkeklerin ise yaklaşık %55’inin nazara inandıkları tespit edilmiştir. Şimdi de bu kadar yaygın olan nazar inancına bağlı olarak geliştirilmiş olan pratikler içinde tuz kullanılarak yapılan uygulamalara yer verilecektir.

 

1)            İlk örneğimiz,  Balıkesir’in Sındırgı İlçesinin Yaylacık Köyünden derlenmiştir.  Köyün tarihiyle ilgili  yazılı bir kaynak yoktur.  Köyün yaşlılarından alınan bilgiye göre,  Yaylacık Köyü yaklaşık 200 yıl önce Kafkasya’dan göç eden Karakeçili Yörük’ü olan Hacı Halil ve kardeşi Kilci Mehmet tarafından kurulmuştur. Verileri  1996-1997 yılları arasında derlenen Yaylacık Köyü , 123 Erkek,  142 Kadın olmak üzere toplam 265 kişiden oluşan Müslüman Köyüdür. Köy oldukça engebeli bir araziye sahiptir.  Yaylacık Köyü Sındırgı ovasının bittiği yerde kurulmuştur. Tüm köy genel olarak düşünüldüğünde oldukça geniş bir alana yayılmış dağlık bir köy görüntüsünü verir.  İlçeye uzaklığı 2 km’dir.  Köylü geçimini ağırlıklı olarak  topraktan,  ardından hayvancılık,  inşaat işçiliği ve ormancılıktan sağlar.

Yaylacık Köyü’nde nazara karşı pek çok pratik yapılır,  örneğin;  nazardan koruyacak sure ve ayetler okunur, hocaya ya da ayet bilen birine nazar değen kişi okutup,  üfletir,  bakışı,  nazar değmesinden korkulan kişinin üzerinden başka yere çekmek için nazarlık takılır,  nazar değdiğine inanılan kişi ya da hayvanın içme suyuna bir miktar idrar katılır, tuz kavrulur.

Tuz Kavurma:

Önce tavaya bir avuç tuz konulur,  tuz genellikle kaya tuzudur,  ancak sofra tuzu da kullanılır . Tava, içindeki tuzla birlikte ateşe konulur. Ateşe konulun tuz patlamaya başlar .  Bu arada nazar değen kişinin başına bir tülbent örtülür .  Daha sonra nazar değen kişinin başının üzerine içi su dolu bir çanak tutulur .   Patlatılan tuz bu suyun içine dökülür  .  Bu işlemlerden sonra nazar değen kişiye bu sudan bir yudum içirilir   ,  ya da biraz yalatılır.  El ve ayak tırnaklarına ve alnına bu sudan sürülür  .  Daha sonra,  avlunun bir kenarına,  ayak basmayacak bir yere tuzlu su dökülür .

2)            Verileri 1998-1999 yılları arasında derlenen Denizli Çal Mahmutgazi Köyü’nün kuruluşuyla ilgili çeşitli rivayetler olmakla birlikte, Prof.Dr.  Ömer Lütfi Barkan bu köyün Osmanlı Devleti’nin ilk zamanlarında eski bir vakıf olarak varolduğu yazmaktadır (Karabaş 1999:45). Mahmutgazi Köyü , 200 ‘ü erkek,  201’i kadın olmak üzere toplam 401 kişiden oluşmaktadır.  130 haneli bir Müslüman Köyüdür.  Mahmutgazi Köyü’nün ilçeye uzaklığı 9 km’dir.  Köy halkı geçimini öncelikle topraktan tahıl ve sanayi bitkisi olan üzüm yetiştiriciliğinden ve hayvancılıktan sağlar. 

Mahmutgazi  Köyü’ünde de nazara karşı geliştirilmiş pek çok pratik vardır. Örneğin tuz kavrulur, dua okunur, kurşun  dökülür.

Tuz Kavurma:

İri tuz, bakır bir kapta kavrulur. Ateşte kaynamakta olan suya dökülür. İçine ayrıca 7 buğday tanesi, birkaç tane metal para, soğan kabuğu ve iğne atılır. Bunlar bir süre birlikte  kaynatıldıktan sonra, su soğuyunca nazar değen kişinin; 3 kere başına, 3 kere karın kursağına, 3 kere bacaklarına dökülür. Bu işlemler 9-10 kez tekrarlanır. Bu işlemden önce nazar değen kişi, damağını kaldırır. Suyun  kalanı nazar değen kişinin koltuk altına, ayaklarının altına  ve kucağına dökülür. Böylece nazar değen kişinin nazarı üstünden atılmış olur.

3)            Verileri 1998-1999 yılları arasında derlenen, Kütahya’nın Aslanapa İlçesinin Pınarbaşı Köyü’nün de tarihçesi tam olarak bilinmemekle birlikte, Tekeliler, Kocaağızlar ve Kabaşlar isimli üç aile  tarafından kurulduğu söylenmektedir. Pınarbaşı bir ova köyüdür ve ilçeye uzaklığı 3 km’dir . Köyün  nüfusu 198’i erkek, 192’i kadın olmak üzere 390 kişiden oluşur. Pınarbaşı Köyü’nde yaşayanların dini İslam,  mezhepleri ise  Sunni-Hanefi’dir. Köy halkının ana geçim kaynağı topraktır. Ayrıca yan gelir olarak büyükbaş ve küçükbaş hayvan beslenir.

Pınarbaşı Köyünde nazarın göz değmesi sonucu olmadığı, bir kişinin dil ile ifadesi sonucunda nazar değeceği inancı hakimdir. Örneğin bir kişi beğendiği bir şeyi dil  ile ifade ederse, nazar değmektedir. İşte bu inanış, onları birtakım  şeyler yapmaya itmiştir. Bunlardan birisi  ve en çok  başvurulanı, üzerlik tütütmedir. Bunun yanında tuz patlatma ve nazar duası okuma gibi işlemlerde nazara karşı yapılmaktadır. Üzerlik tütütme işlemi sırasında tuzda kullanılır. ( Yetkin 1999: 121)

Üzerlik Tütütme:

Üzerlik nohuta benzer taneleri olan bir bitkidir. Bu bitkinin yakılarak dumanının ev içine dağılmasına da tütütme denilir. Bu işlem şöyle gerçekleşir; bir piknik tüpü evin ortasına getirilir. Bir küreğin içini üzerlik otu ve bir tutam tuz konur . Kürek tüpün üstüne konarak, otun dumanının, ev içine yayılına kadar yanması sağlanır . Bu arada dua okunur. İyice yanan otlar,  dışarı çıkarılarak kürek üstte, otlar altta kalacak şekilde ters çevrilir . Böyle yapılmasının nedeni, nazarı değen kişinin ağzının kapanmasını sağlamaktır. Bu işlem, evin herhangi bir yerinde de yapılabilir. Önemli olan, üzerliğin yanması sonucu çıkan dumanın evin her tarafına yayılmasını sağlamaktır. Ayrıca otun yakıldığı kabın da,  işlem bitince mutlaka ters çevrilmesi gerekir. Böylece nazar değmesi engellenir.

4)  Verileri 1998- 1999 yılları arasında derlenen, Uşak’ın Karahalli İlçesinin Duraklı Köyü’nün  tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte,  Doğu Anadolu bölgesinden kan davası olayından kaçan Deli Hıdır, Kara Bekir, Hacım Sultan, Kara Dede isimli kardeşlerden, Kara Dede’nin Duraklı’ya gelip yerleşmesiyle oluşmuştur. Duraklı’nın İlçeye uzaklığı 8 km’dir. Köy 133 erkek ve 140 kadın olmak üzere toplam 273 kişiden oluşur ve Duraklı’da yaşayanların dini İslam, mezhepleri ise Hanefi’dir. Köy halkının ana geçim kaynağı tarım ve dokumacılıktır. Ayrıca az miktarda hayvancılıkta yapılmaktadır.

Durak’lı Köyü’nde nazara karşı, kurşun dökme ve tuz öveteleme pratiği uygulanır.

Tuz Öveteleme:

Gerekli malzeme sadece tuzdur . Nazar değdiğine inanılan kişi tuz öveteleme işini yapacak kişinin karşısına oturur. Tuz övetelecek kişi avucuna bir miktar tuz alır .  Avuca alınan tuz, nazar değen  kişinin başının üzerinde dairesel hareketlerle dolaştırılır. Bu işlem yapılırken 3 kez İhlas, 1 kez de Fatiha suresi ,  tuz öveteleme işini yapan kişi tarafından okunur . Bu işlemler bittikten sonra üzerine okunulan tuz, üzerine basılmayacak bir yere atılır .

5)  Son örneğimiz, verileri 1999-2000 yıllarında toplanan, Isparta’nın Sütçüler İlçesinin Darıbükü Köyü’ndedir. Darıbükü Köyü’nde  Tuz Gömdürme pratiği uygulanır.  Darıbükü köyünün tarihi ile ilgili yazılı bir belge bulunamamıştır. Nesilden nesile söylenen varsayımlar ve hikayelere dayanarak,  köyün 200 yıllık bir geçmişi olduğu tahmin edilir. Antalya- Manavgat  bölgesinden  bir grup Yörük,  hayvancılık yapmak amacıyla bu bölgeye gelmişlerdir. Köyün denizden yüksekliği 900m. olup, Akdeniz’in meşhur  Toros Dağlarının eteklerinde kurulmuştur ve  Darıbükü ormaniçi köy konumundadır. Köyün ilçeye olan uzaklığı 58’km.’dir. Müslüman Köy halkının ana geçim kaynağı mevsimlik işçiliktir, diğer bir iş kolu da halı, kilim, yolluk, seccade, torba ve halı dokumacılığıdır.

Tuz Gömdürme:

Darıbükü köyünde bu işi sadece bir kadın yapmaktadır. Rahatsızlığı olan kişi, tuz gömdürmek için bu kadını evini çağırır. Tuz gömecek olan kadın,  hastayı karşısına alır ve diri tuz tanelerini  eline alıp “Fatihi” suresini okur. Okunan tuz kor halindeki ateşe gömülür. Gömülen tuz patlamaya başlar. Tuzun patlamasıyla kişiye değen nazar dağılmış olur. Tuz gömdüren kişi erkekse takkesini, kadınsa yazmasını üzerindeki nazar dağılsın diye ateşe silkeler. Tuz patladıktan sonra ateşten biraz  kül alınarak  suya konur ve nazar değen kişi bu sudan üç yudum içer ve abdest alır. Geriye kalan su evin dört köşesine serpilir.

Dua Okuma:

Aslinda sadece Nazar için okunan dua-sure var ise de ben burada çok bilinen, namazlarda da okunan Muavvizeteyn surelerini tavsiye ederim. Çünkü tecrübelerimle sabittir.
Nasil yapacaksiniz.? Önce nazara ugramis olan kisinin karsisina geçerek; bütün iyi niyetiniz ve sevecenliginizle kisinin anne ve kendi adini ögreniniz.
Ve söyle niyet ediniz. Niyet ettim falandan olma (anne ismi) falanin (okunanin ismi) derdinin define Ella Talu ileyye ve tuni müslimin innehu min süleyman ve innehu Bismillahirrahmanirrahiym..! Her sureyi 3 kez ve katlari seklinde okumali ve bitiminde okudugunuz kisinin yüzüne üflemelisiniz. .
FELAK SURESi Bismillahirrahminirrahiym Kul e-uzu bi-Rabbil-felak. Min serri ma halaka Ve min serri gasikin iza ve kab. Ve min serrin neffasati filukad. Ve min serri hasidin iza hased.
NAS SURESI Bismillâhirrahmanirrahiym Kul e-uzu bi-Rabbin nâs. Melikin­nâs. Ilâhin-nâs. Min serril-ves vasilhan­nas. Elleziy yüves visü fiy sudürinnas. Minel-cinneti ven-nas.

 


Sponsor bağlantılar, Ev Arkadaşı Ara, Şirket Ara

SOHBET EKART FIKRA OYUN GÜZEL SÖZLER

umutdolu.net © Copyright 2018 Web Design